Anadolu Üniversitesinde Yunus Emre Ve Sürdürülebilirlik Temalı COP31 Semineri Düzenlendi

ESKİŞEHİR / TEKHA

Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından “700 Yıllık Sürdürülebilirlik: Yunus Emre COP31’e Katılsaydı Ne Söylerdi?” başlıklı seminer gerçekleştirildi.

Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Taciser Tüfekçi Sivas Konferans Salonu’nda düzenlenen seminere akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Programda, Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi, Türkolog Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar konuşmacı olarak yer aldı.

COP31’in İklim Politikalarındaki Rolü Ele Alındı

Türkolog Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar, konuşmasında Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 Zirvesi’nin küresel iklim krizi açısından kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti.

Birleşmiş Milletler’in uzun yıllardır küresel ısınmayla mücadele kapsamında düzenlediği iklim zirvelerinin, daha yaşanabilir bir dünya oluşturma ve iklim krizine ortak bir bakış açısıyla çözüm üretme arayışını gündeme taşıdığını ifade eden Bayraktar, COP31’in kasım ayında Antalya’da düzenleneceğini söyledi.

Zirveye dünyadan çok sayıda devlet başkanının katılmasının beklendiğini belirten Bayraktar, COP31’in küresel iklim politikalarının değerlendirildiği ve yeni hedeflerin belirlendiği en üst düzey uluslararası iklim toplantılarından biri olduğunu kaydetti. Bayraktar, zirvede sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum politikaları, iklim finansmanı, karbon piyasaları ve teknoloji transferi gibi başlıkların öne çıkacağını aktardı.

Yunus Emre’nin Doğa Anlayışı Değerlendirildi

Seminerde Yunus Emre’nin düşünce dünyası ile sürdürülebilirlik anlayışı arasındaki bağ da ele alındı. Türkolog Prof. Dr. Bayraktar, doğayla uyum içinde yaşamanın mutlu ve huzurlu bir hayatın temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı.

Yunus Emre’nin yalnızca tarihî bir şahsiyet olarak değil, yüzyıllardır süregelen kültürel hafızanın önemli bir temsilcisi olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Bayraktar, “Yunus Emre aslında biziz; üzerinde yaşadığımız coğrafyadaki hayata bakışı ve hayatı anlama biçimi açısından son derece değerlidir” dedi.

Bayraktar, Yunus Emre’nin “Sordum sarı çiçeğe” mısrasının çevreye bakışını ortaya koyduğunu belirterek, bir çiçeği insan ve şahsiyet gibi görerek onunla dertleşmesinin çevresel duyarlılık bakımından önemli olduğunu söyledi.

Birlikte Yaşama Ve Paylaşma Vurgusu

Yunus Emre’de birlikte yaşama, hoşgörü ve paylaşma kültürünün öne çıktığını belirten Bayraktar, çevre sorunlarının temelinde bencillik ve tüketim kaynaklarının yalnızca kişisel çıkarlar doğrultusunda görülmesinin bulunduğunu ifade etti.

Bayraktar, çevredeki her şeyin bir emanet olarak görülmesi gerektiğini belirterek, “Topraktan geldik, toprağa gideceğiz” anlayışını benimseyen Yunus Emre’nin bugün yaşaması halinde dünyanın toplandığı bu zirvede fikirleriyle rehber olabileceğini kaydetti.

 

  • Related Posts

    TBMM’de Yatırım Fonlarının Tasfiyesine İlişkin Kanun Teklifi Yasalaştı

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl idaresinde toplanarak ekonomi gündeminin kritik başlıklarından birini karara bağladı. Milletvekillerinin gündem dışı değerlendirmeleri ve parti grup başkanvekillerinin konuşmalarının ardından ele…

    Dışişleri Bakanı Fidan, Kanadalı Mevkidaşı Anand İle Görüştü

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, resmi temaslar kapsamında başkente gelen Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile bir araya geldi. Başkentte Kritik Görüşme Trafiği Bakan Fidan ile mevkidaşı Anand arasındaki toplantı Ankara’da…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir