Bahçeli: Türkiye Ekonomisi Sağlam Temeller Üzerindedir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de düzenlenen partisinin grup toplantısında iç ve dış siyasete ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Son günlerde gündemde yer alan fon soruşturması ile belediyelerdeki yolsuzluk dosyalarına değinen Bahçeli, ekonomik istikrar ve piyasa denetimi konularına işaret etti.

Bahçeli, finansal sistemin sağlıklı işleyişinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların etkili olabilmesi finansal sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesine bağlıdır. Sermaye piyasalarının gelişimi, piyasaların yeterli derinliğe kavuşmasını, sermayenin tabana yayılmasını, aynı zamanda da tüm finansal piyasaların, istikrar içinde işlemesi için gözetim ve denetim işlevinin eşgüdüm içinde gerçekleştirilmesini gerektirmektedir. Fon soruşturmasına ilişkin gelişmelerden, Türkiye ekonomisinin istikrarını hedef alan bir kanunsuzlukla piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize bir şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır. Milletimizin helal tasarrufuna göz dikenlere hukuk zemininde en güçlü yaptırımlar kuşkusuz uygulanacaktır.”

Sorumluların Yargı Önünde Hesap Vermesi Şarttır

Yasal düzenlemelerin Meclis Genel Kurulu çatısı altında ele alınmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce de vurguladığım gibi; bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Adalet, suçluyu cezalandırmak yanında masumu korumak, mağdurun hakkını gözetmektir. Cumhurbaşkanımızın isabetle ‘fahiş kazancın bedelinin ödetileceği ve devletin kimseyi mağdur etmeyeceğini’ söylemesi, adaletin tecellisine olan güveni artırmıştır. Milletimiz emin olsun; bazı sorunlarımız olsa da Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir. Partimiz, milletimizin hak ve hukukunu savunurken, adaletli bir gelir dağılımını mümkün kılacak adımların da takipçisi olacak, dar gelirli vatandaşlarımızın beklentilerinin karşılanması için gerekli hamleler, mutlaka yapılacaktır. 3 Ekim 2026 tarihli yazılı açıklamada ifade ettiğim gibi ‘Cümle halkın emek ve alın terinin hülasası olan devlet mülkünü omuzlarda taşımak büyük bir sorumluluktur. Devlet mülküne tasallut edenin adaletle terbiyesi ise devlet ahlakındadır’.”

Yargı Mecraları Şov Alanına Dönüştürülemez

Yerel yönetimlerdeki usulsüzlük iddialarına ve basın etiğine yönelik görüşlerini paylaşan Bahçeli, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde başlayarak birçok belediyeye uzanan ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren problem olmanın yanında bir ahlak yoksunluğudur. Yargılama süreçleri devam ederken siyasi polemiklerle kişisel gündem oluşturmak yerine, yöneltilen iddialara hukuki zeminde cevap vermek ilgililerin hayrına olacaktır. Mahkemeler, siyasi gösterilerin değil; savunma hakkının esas alındığı yerlerdir. Milletimiz gelişmeleri yakından takip etmekte ve adaletin bir an evvel tecellisini beklemektedir. Soruşturmalar kapsamındaki bir başka konu da basın özgürlüğü tartışmalarına yöneliktir. Özgür basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğuna, medyanın kamuoyunu bilgilendirme görevini özgürce yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla beraber özgürlük kadar sorumluluğun, reyting kadar hukukun da kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir, olmamalıdır. Nitekim medya kuruluşları da diğer bütün kurumlar gibi, hukuk karşısında sorumluluk taşımaktadır. Asıl olan, basın özgürlüğünü savunurken hukuka aykırı eylemlere göz yuman bir hukuksuzluğa düşmemektir. Çünkü basın özgürlüğü demokrasinin güvencesi ise hukuka bağlılık ve etik sorumluluk da bu özgürlüğün temel dayanaklarıdır” ifadelerini kullandı.

Bölgesel Güvenlik İçin Kararlı Adımlar Atılıyor

Milli güvenlik hedeflerinin sınır ötesi dinamiklerle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Bahçeli, şu ifadeleri kaydetti: “Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı, ‘Terörsüz Türkiye’ ve ‘Terörsüz Bölge’ hedeflerinin kuvveden fiile dönüştüğü, kanunsuzlukların üzerine gidildiği bir ortamda huzur ve güven iklimini sabote etmeye yönelik hiçbir girişim kabul edilemezdir. Sosyal medya üzerinden oluşturulmaya çalışılan algıya, FETÖ hesaplarından yapılan kışkırtıcılığa itibar edilmemeli, resmi açıklamalar doğrultusunda hareket edilmelidir. Türkiye’nin, güvensizlik temelinde yönlendirilmiş toplumsal tepkilerle karşı karşıya bırakılması girişimlerinin mutlaka önüne geçilmelidir. Bu süreçte kararlılık kadar akıl, güvenlik kadar hukuk, devlet otoritesi kadar toplumsal mutabakat ve güven de önemlidir. Sınırlarımızın ötesinde varlığını sürdüren silahlı yapılar, komşu ülkelerin istikrarını bozduğu ölçüde Türkiye’nin güvenliğini de tehdit etmektedir. Bu nedenle ‘Terörsüz Türkiye’ hedefini, ‘Terörsüz Bölge’ vizyonundan ayrı düşünemeyiz. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin hedefi, güvenliğini sağlamış, milli birliğini güçlendirmiş bir ülke olarak teknoloji üreten, yüksek katma değerli sanayisini geliştiren, tarımda verimliliği artıran, enerjide dışa bağımlılığını azaltan ve gençlerine yeni fırsatlar sunan bir güç haline gelmektir. Bu amaçla tüm kurumlarımızla birlikte üniversitelerimizin de bu hedefe odaklanması şarttır. Üniversitelerimizin ülkemizin köklü sorunlarına ve milletimizin daha fazla refah beklentisine cevap verecek bilimsel çalışmalarını, ülke yönetimine katkı sağlayacak bir yapıya dönüştürmesi gerekmektedir. Bu bağlamda saygın bilim insanlarımız çalışmalarında toplumsal meseleleri de öncelemeli ve çözüm yolları üreterek devletimizin istifadesine sunmalıdır.”

Orta Doğu Ekseni Ve Komşu Coğrafyalardaki Gelişmeler

Bölgesel dengeler ve komşu ülkelerdeki hareketliliği ele alan Bahçeli, “İsrail-Lübnan hattından İran-Yemen eksenine, Hürmüz Boğazı’ndan Babülmendep Boğazı’na uzanan istikrarsızlık sarmalının, bölgesel ve küresel güvenliği tehdit ettiği mevcut kaos ortamında, Suriye ve Irak’ta yaşanan bazı olumlu gelişmeler, bölgenin barış ve huzuru açısından umut vericidir. Bağdat yönetiminin silahlı yapıların tasfiyesine yönelik girişimleri, Irak devletinin egemenlik sahasının tamamında meşru gücünü yeniden tesis etme iradesinin bir yansıması olmuştur. SDG/YPG’nin askeri varlığının sona erdirilerek Suriye devletinin kurumlarına entegrasyonu yönünde atılan somut adımlar ise ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği bakımından yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Komşu ülkelerimizde yaşanan bu gelişmeler göstermektedir ki önemli mesafe katedilen ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimiz, bölgesel bir boyut da kazanmaktadır. Diğer taraftan, İran İçişleri Bakanının eylülde gerçekleştirdiği Ankara ziyareti esnasında ‘PJAK ve tüm kolları varlıklarını sona erdirmeli, silahlarını bırakmalıdır’ açıklamasının gereğinin de yerine gelmesiyle bölgesel barış için bir adım daha atılmış olacaktır. Terörsüz Bölge, bu coğrafyada bir arada yaşamaktan başka seçeneği olmayan Türk’ün de Arap’ın da Kürt’ün de cümle halkların da huzuru, barışı, refah ve mutluluğu için tarihi ve vicdani mesuliyetidir. İnşallah bu hedeflere ulaşacağız. Terörü yerle yeksan edecek, huzuru arşa çıkartacağız” değerlendirmesinde bulundu.

Doğu Akdeniz Ve Kıbrıs’taki Egemenlik Hakları Kırmızı Çizgidir

Kıbrıs meselesine ve Orta Doğu’daki saldırgan politikalara temas eden Bahçeli, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Türkiye’nin güvenlik doktrininde Mavi Vatan’ın stratejik merkezi olan Kıbrıs’ta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilcileri ile Rum tarafının temaslarını dikkatle takip ediyoruz. Rum basınına yansıyan ve yalanlanmayan, ‘Kapalı Maraş’ın Birleşmiş Milletler yönetimine verilmesi ve Gazimağusa Limanı’nın Avrupa Komisyonu gözetiminde işletilmesi’ne yönelik iddialar, Kıbrıs Türklüğünün egemenlik hakları konusunda vahim bir tablo sunmaktadır. ‘Birleşik Kıbrıs Federasyonu’ ham bir hayaldir ve Türk egemenliğinin de felaketidir. Rum yönetiminin İsrail’in Kıbrıs karakolu olma misyonunu üstlendiği bu dönemde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşayan kardeşlerimizi uyanık olmaya davet ediyorum ve diyorum ki: Kıbrıs asırlardan beri Türk’tür, ebediyen Türk kalacaktır. Öte yandan İsrail, bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit eden kışkırtıcı ve yayılmacı politikalarıyla katliamlarını sürdürmektedir. Bu saldırıların son bulması için uluslararası toplumun caydırıcı ve kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini tekraren vurguluyorum. Yemen kaynaklı istikrarsızlığın ve Suudi Arabistan’da masum sivilleri hedef alan Husi saldırılarının sona erdirilmesi için çok taraflı diplomasi mekanizmalarının etkin biçimde işletilmesi gerektiğini hatırlatıyor, Türkiye’nin barış ve istikrarı önceleyen diplomatik yaklaşımını takdirle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum.”

  • Related Posts

    TBMM Başkanı Kurtulmuş İle KKTC Meclis Başkanı Öztürkler Bişkek’te Görüştü

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) 15’inci Genel Kurulu kapsamında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te yer alan Irıs Ordo Kongre Merkezi’nde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti…

    Kaymakam Korkusuz, Jeotermal Sera OSB’de İncelemelerde Bulundu

    Diyadin Kaymakam Furkan KORKUSUZ, hafta sonu mesaisi kapsamında Diyadin Tarıma Dayalı İhtisas Jeotermal Sera Organize Sanayi Bölgesi’ni (OSB) ziyaret ederek bölgede yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. İlçenin tarımsal üretim potansiyelini artırması…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir